20080414

Kucuk Prens neden mutsuz?



Kendi gezegenin hakimi, kendi arayislarinin icinde herseyi elinde tutmasina ragmen kucuk prensin mutsuz olmak icin her nedeni barindiran bir ifadesi vardir hep. Defalarca izledigi gundogumu da fayda etmeden, tum yaklasimlari icinde gezegenler arasi bi yanlizligi yasamaktadir. Insani okurken etkisi altina alan bir pozitif bakis acisinin icinde kaybettikleri ve yuzlestigi garip gercekliklerin -dunyanin ta kendisi olsa gerek- tum yukunu tasimak zorunda gibi.. kacacak yeri yokmus gibi mutsuz, bu mutsuzluguna derman olamayacak bi yanlizlik.

20070927

A Song About LONDON


Song by The Smiths

Smoke
Lingers 'round your fingers
Train
Heave on - to Euston
Do you think you've made
The right decision this time ?
Oh ...

You left
Your tired family grieving
And you think they're sad because you're leaving
But did you see Jealousy in the eyes
Of the ones who had to stay behind ?
And do you think you've made
The right decision this time ?

You left
Your girlfriend on the platform
With this really ragged notion that you'll return
But she knows
That when he goes
He really goes
And do you think you've made
The right decision this time ?

20070906

Chapter 6


Oh, little prince! Bit by bit I came to understand the secrets of your sad little life . . . For a long time you had found your only entertainment in the quiet pleasure of looking at the sunset. I learned that new detail on the morning of the fourth day, when you said to me:

"I am very fond of sunsets. Come, let us go look at a sunset now."

"But we must wait," I said.

"Wait? For what?"

"For the sunset. We must wait until it is time."

At first you seemed to be very much surprised. And then you laughed to yourself. You said to me:

"I am always thinking that I am at home!"

Just so. Everybody knows that when it is noon in the United States the sun is setting over France.

If you could fly to France in one minute, you could go straight into the sunset, right from noon. Unfortunately, France is too far away for that. But on your tiny planet, my little prince, all you need do is move your chair a few steps. You can see the day end and the twilight falling whenever you like . . .

"One day," you said to me, "I saw the sunset forty-four times!"

And a little later you added:

"You know--one loves the sunset, when one is so sad . . ."

"Were you so sad, then?" I asked, "on the day of the forty-four sunsets?"

But the little prince made no reply.

20070801

TATIL


TEKNEYE Gittik donecegiz (ben ve alt kimligim)


Ama Hersey Cok Gusel olacak Degil mi? Bu sefer olsun...

20070706

YAŞA SEN


Aziz Nesin'den

Her şeye boşver, dolu dolu yaşa.

Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar...

Sanki ayıp bir şeymiş de utanıyormuşsun gibi

yazmışsın bana...

Her şeye boşver ve aşkı yaşa...

İlle de büyük aşk olması gerekmez;

yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki tadını çıkarmasını bil...

Çok büyük umutlar bağlama, yarını hiç düşünmeden,

günü gününe sev, sevginin tadını çıkar...

Sevgide geleceği düşünürsen aşkı, bombok edersin. Sakın haaa...

Sonsuz, monsuz diye karşındakinin başını yeme...

Her şeye boşver; öylesine sev ki,

sevdiğini bile umursama, salt kendin için sev,

bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle...

Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın

sevgiler kalır sonunda, ne şu, ne de bu...

Bütün onlar, aşkı yaşamak için gerekli olan

- ne yazık ki gerekli olan- gereklerdir.

Aslolan aşktır yaşamda...

Dolu dolu, dolu dizgin, zilzurna, saniye saniye

aşkı yaşayarak sev...

İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme...

İster sürer, ister sürmez... Sen o anı yaşa yeter ki...

Yitirdiğin zaman; yaşadıklarını kazanmış olacaksın...

Sonunda elbet yitireceksin, ama yitireceğini hiç

düşünme; çünkü aynı zamanda kazanmışsındır da...

Anılar kazanıyorsun daha ne...

İç o zaman, sarhoş ol...

Yüce şeyler düşünme severken,

sevgiyi berbat edersin; çünkü sevginin

kendisinden daha yüce bir şey olamaz..

Aferin sana seviyorsan, seviliyorsan...

Sakın kuşkulara kapılma.

Karşındakini didikleme, yiyip bitirme...

Türk gelenekleri, görenekleri öyle...

Sakın bu aptallığı yapma...

Severken yirmi yıl sonrasını değil,

yirmi dakika sonrasını bile düşünme,

sevinin içine edersin...

An an yaşa, derin derin hem de...

Afferin sana...

Çok sevindim. İşe güce boşver.

Artık sana ne Surname'yi,

ne de başka şeyi soruyorum.

Keyfince yaşa, sev... Sevildikçe sev,

sevilmeyince de tastamam boşver ve

o zaman o güzelim yalnızlığına sarıl...

O yalnızlık ki, bütün sevgilerden daha güzeldir

ve sonunda onun koynuna girmek için

kendi kollarımızla kendimizi sararız...

O zaman da hiç üzülmeyeceksin.

Çünkü nasıl olsa, sığınacak bir yalnızlığımız var;

günün birinde anamız bile bizi bırakır gider

ama o yalnızlığımız, biz yaşadıkça bizi hiç bırakmaz...

Severken bunları düşünme, lütfen yarınsız sev!

Hadi, sevgiyle öperim.

Yaşa sen !

20070702

MY MUSIC