20110502

Dip not

Sanatla ilgili bir yorum yapmak pek zordur. Begeni ve sanati degerlendirmede kisisel on yargilardan arinmak cok onemli.

En onemlisi; bir eser hakkinda begeni-sizlik belirtirken kapasitemizin yetemeyecegi nin ayirdina varmak. Bence sanatla ilgili edinilebilecek en buyuk olgunluk budur.

Talihsiz Aciklamalar 05

Beklendigi uzere secim bize yeni inciler getirmeye devam ediyor. Eski `Solcu` Devlet tiyatrolarinin dusmani kultur bakanimiz, ne ilginctir ki tatik olarak izmir den aday oldu. Ertugrul Gunay in son aciklamasi ise
Ankara'da, İstanbul'da gecekondu kalmadı, ancak Buca'nın, Konak'ın, Karabağlar'ın gecekonduları hala devam ediyor. Biz sosyal dönüşüm, kentsel dönüşüm projeleri yapıyoruz. Evler yapıp vatandaşlara veriyoruz. Ancak İzmir Ankara ile işbirliği yapmakta gecikmiş. Biz bunu telafi etmeye çalışıyoruz. 





Sistemin ve ruzgarin yonune dogru yapilan bu aciklamalar tek kelime ile mide bulandirici yalanlar. Hem de gozunuzun icine bakabaka...

20110427

"...and so castles made of sand fall in the sea, eventually..."

A beutifully crafted Song...

Down the street you can hear her scream you're a disgrace
As she slams the door in his drunken face
And now he stands outside
And all the neighbors start to gossip and drool
He cries oh, girl you must be mad,
What happened to the sweet love you and me had?
Against the door he leans and starts a scene,
And his tears fall and burn the garden green

And so castles made of sand fall in the sea, eventually

A little Indian brave who before he was ten,
Played war games in the woods with his Indian friends
And he built up a dream that when he grew up
He would be a fearless warrior Indian Cheif
Many moons past and more the dream grew strong until
Tomorrow he would sing his first war song and fight his first battle
But something went wrong, surprise attack killed him in his sleep that night

And so castles made of sand melts into the sea, eventually

There was a young girl, who's heart was a frown
Cause she was crippled for life,
And she couldn't speak a sound
And she wished and prayed she could stop living,
So she decided to die
She drew her wheelchair to the edge of the shore
And to her legs she smiled you wont hurt me no more
But then a sight she'd never seen made her jump and say
Look a golden winged ship is passing my way

And it really didn't have to stop, it just kept on going...

And so castles made of sand slips into the sea, eventually

Genclige donduren Melodiler

Izmir'de lise yillarinda, Mtv nin yeni yeni yayinlandigi, rock ve metal albumleri almaya harcligimizin zarzor yetti zamanlarda, sevgi yoluna pek sik giderdik. Saolsun Studyo Umit, excalibur, daha turkiyede yayinlanmis albumleri cekme kasetlerde satarlardi. El yazisi ile kasetlerin icini, sarki isimlerini yazrlardi. O iri fontlu yazilari hala gozumun onunde. Ilk fotokopi makinesi ile tanismamiz da o zaman olmustu. Kendi kasetlerim arasinda o cekme kasetler, o el yazili kasetler en gurur duyduklarimdi. Bir haftasonu dersane cikisi gidip olmayan kasetleri siparis ederdin ve gelecek haftaya heyecanla almaya gelirdin. O zamanlar yayinda olan Radyo aktif ve bu kasetler unutamadigim anilar isledi hafizama. Iste bu kasetlerden biri de The Tea Party'ydi. Pazar sabahlari Radyo aktif te yayinlanan programlardan birinde duymustum. Simdi Ne programin ismini hatirliyorum ne de sunanlari.
Sanirim benim yas grubumdakilerin ve muzik zevki benzeyenler icin Istanbul'da (ve tabii ki internet uzerinden) yayinda olan Radyo Eksen onemli bir kanal. Iste orda tekrar Tea party ile karsilasmak beni en az 15 yil geriye goturdu. Aslen kanadali bir Grup olan The Tea party sonrasinda iyice populerlesen bir tur muzik yapiyorlardi. Tam olarak siralamalarini bilemiyorum ama 2000 lerin basinda iyice unlenen Nickelbeck, The answer gibi bazi gruplarin tarzi sanirim bu doneme dayanmakta. Videosu  da Istanbul'da cekilmis bir Sarki: The Bazaar ...

Ani

Eskiden Sony walkman'lerimizin pili bitmesin diye, sevdigimiz sarkilari dinlemek icin cekme kasetleri kursun kalemlere takip cevirerek geri sarardik. Once dijital radyolu walkmen'ler sonra discman'ler cikti. Sonrasi hep yokus asagidir benim icin, muzikal duygusallik olarak...